ücra ormanlarda bir haz vardır..

izledikten sonra uzun süreli etki bırakan filmlerin sayısı parmakla sayılabilecek kadar azdır bende.. "Into The Wild", bu filmlerden biri işte.. gerçek bir hayat hikayesini anlatmasından ziyade kişinin kendini doğaya vurması ve geçmişiyle birlikte insanlığı sorgulaması ilgimi cezbeden bir yönelimdir zaten.. hatta bir kaç kere Christopher McCandless'e özenip herşeyi geride bırakıp memleketimin ücra köşelerine kaçmışlığım vardır..neyse.. daha fazla filmle ilgili zırvalayıp izlemeyenlerin heyecanını kaçırmak istemem.. asıl anlatmak istediğime geleyim.. filmi izledikten sonra bazı bazı düşünür oldum ve şimdi mutluluk için gereken şeyi bulduğumu düşünüyorum:

taşrada, iyilik yapılması kolay olan ve kendilerine iyilik yapılmasına alışkın olmayan insanlara faydalı olma ihtimaliyle sessiz gözlerden uzak bir yaşam.. ve birilerine fayda sağlayacağı umulan bir iş; sonra dinlence, doğa, kitaplar, müzik ve komşu sevgisi.. ve tüm bunların üstüne iyi bir eş ve belki de çocuklar.. bir erkek hayattan daha başka ne ister ki?


3 benim de söyleyeceklerim var:

busker dedi ki...

halaa izlemedim la into the wild ı.

busker dedi ki...

bi de abi, şu köy mevzuuna takıldım da çok ütopya bee:D (benim için yani)

gevrek bir griye bulanmış dedi ki...

izlemelisin..

Yorum Gönder

Back to Home Back to Top yağmur sonrası... Theme ligneous by pure-essence.net. Bloggerized by Chica Blogger.